Logo Background

Aleyküm selam direniş!

  • Aleyküm selam direniş!

    “Esselamünaleyküm.” Barack Hussein Obama böyle diyerek başladı konuşmasına, “Müslümanlar ve Batı arasında yeni bir başlangıç” aradığını belirtti. Peki Obama’nın mesajlarındaki yenilik neydi? Yeniliğin iki boyutu var.

    Birincisi: Obama, “ABD hiçbir zaman İslamiyet ile savaş içinde olmaz” dedi. El Kaide ile Taliban’ı hedef gösterdi ve ama şiddet yanlısı aşırı akımlara karşı mücadelede Müslüman dünyasıyla birlikte hareket etmeyi umduğunu söyledi. Artık iler-tutar yanı kalmayan “Medeniyetler Çatışması” tezini, böylece tümden çöpe atmış oldu. Müslüman silahlı direniş güçleriyle diğer Müslüman kesimlerin ayrıştırılmasını temel alan, Müslüman dünyanın egemen sınıflarıyla ilişkileri tazelemeyi amaçlayan yeni bir politikaya geçiş sinyali verdi.

    İkincisi: Obama, “Sorunların çözümünde diplomasiye başvurmanın ve uluslararası konsensüse ulaşmanın gerekliliği”nin altını çizdi. Bolca demokrasi övgüsü yaptı. ABD politikalarında esasen askeri güç gösterileriyle Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kurumlara ait normların çiğnenmesiyle, Amerikan çıkarlarının diğer emperyalist ülkelere tek yanlı dayatmasıyla karakterize olan bir dönemin böylece kapandığını ilan etti. Obama’nın işkenceyi önleme, Guantanamo’yu kapatma ve Irak’tan çekilme vaatleri de bununla ilgiliydi.

    ABD, içte ekonomik krize ve dışta politik krize yakalanmış durumda. Son yıllarda, ABD’nin emperyalist hegemonyası şiddetli sarsıntılara uğradı ve dünya politikaları eski biçimde sürdürülemez hale geldi. Irak ve Afganistan’da yenilgiye uğratılamayan direnişler, dünyanın hemen her yerinde emperyalist işgallere ve neoliberal politikalara karşı gelişen mücadeleler, Amerikan halkında büyüyen hoşnutsuzluk ve rakip emperyalist güçlerin artan rekabeti, ABD için kesin bir politik tıkanmaya neden oldu. Ilımlı mesajlarıyla sivrilen bir siyahın ABD’ye başkan olabilmesi de zaten bu tıkanmanın ürünüydü. ABD şimdi “yenilikçi” Obama’sıyla, hem bozuk imajını düzeltmek istiyor, hem de tıkanıklığı gidermek amacıyla politikalarını, tadilattan geçirmeye girişiyor. ABD emperyalizminin dünya ve Ortadoğu politikalarında Obama’lı tadilatın kapsamı nedir?

    Burjuva ideologların tabiriyle “yumuşak güç”, ABD politikalarında askeri gücün yanında artık daha geniş bir alan buluyor. ABD karşıtı nefretin törpülenmesi ile Müslüman halkların ve devletlerin yeniden saflaştırılması sayesinde, Müslüman direniş odaklarının yalnızlaştırılması ve ezilmesi hedefleniyor. ABD, askerlerini Irak’tan çekerken, Afganistan ve Pakistan’a yüklenme hesabı yapıyor. İsrail-Filistin çatışmasında görünüşte daha dengeli bir pozisyon alıyor. Askeri saldırı yerine ilişki kurma yoluyla, İran’a diplomatik ve siyasi baskı uygulamaya yöneliyor. ABD, ayrıca politik hamlelerinde diğer emperyalist devletlerin çıkarlarını da gözeten ve onlarla uzlaşmalara öncelik veren bir çizgiye dönüyor. Nitekim Ortadoğu’dan Almanya ve Fransa’ya geçen Obama, Avrupa’yla işbirliği çağrısı yapıyor. Bu politik tadilat, ABD’nin sarsılan hegemonyasını, Müslüman ülkeler üzerinde egemenliğini ve Ortadoğu’da sömürgeci çıkarlarını olabildiğince korumaya endeksli. Hepsi bu!

    Zira, Obama’nın Ortadoğu ve İslam coğrafyasına sunduğu ‘değişim’ söylemi, Büyük Ortadoğu Projesi ve ardılı Genişletilmiş Ortadoğu Projesi’nin iktisadi, siyasi ve kültürel perspektifiyle bütünüyle uyumludur. ‘Değişim’ söyleminin unsurları, BOP’ta olduğu gibi serbest piyasa, batı tipi demokrasi, eğitim, kadın hakları vb. dir. Bush’un projelendirdiği, Obama’nın ise inşasına giriştiği proje, Ortadoğu ve İslam toplumunun küreselleşen kapitalist dünyaya entegrasyonunu amaçlıyor. Obama, “İslama karşı değiliz, terörizme karşıyız” diyerek, ılımlı İslam yönlendirmesiyle uyumlu bir İslam anlayışı telkin ediyor.

    Her devlet, egemen sınıfın politik iktidar aktidir. ABD de, Amerikan orjinli bir avuç dünya tekelinin içte ve dışta genel sınıf çıkarlarını savunmak için kuruludur. Obama’nın başkanlığı, kişisel niyetleri ve derisinin rengi ne olursa olsun, emperyalist mali oligarşinin politikalarına sıkı sıkıya bağlıdır. Obama’lı dönem, ABD emperyalizminin yaşadığı tıkanmayı aşma arayışının ifadesidir. Ondan dünyada barış ve demokrasi beklemek, dünya işçi sınıfı ve ezilenleri aldatmaya hizmet eden bomboş bir hayaldir!

    Müslüman dünyada Obama’nın konuşmasıyla kendinden geçenler oldu. Ama, Obama’ya aleyküm selam demeyenler de vardı. İlk tepki gösteren İran oldu. El Kaide, Taliban, Hamas, Hizbullah, Mukteda Sadr gibi ABD’yle çatışmalı politik kuvvetler, Obama’lı emperyalist yönelime değişik tonlarda karşı çıktılar. Bu yüzden Obama’nın konuşması, Müslümanlar arasında bir beklentiye ve hatta yeni uzlaşıcı eğilimlere yol açsa bile, ezilen Müslüman halkların artık ne kandırılması ne de ABD emperyalizmine boyun eğmesi mümkün. İslam dünyasının ezilenleri ile emperyalist ABD arasındaki çelişki çok derin. Ve bu çelişkinin uzlaştırılamaz nitelikte oluşu, halklar içinde doğması, olası Obama hayallerini çok geçmeden yıkılmaya yazgılı kılıyor.

    Emperyalizme ve yeniden sömürgeleştirilmeye karşı direniş ateşi, Müslüman ezilenlerin bağrında yanmaya devam edecek. Ve ABD’nin Obama’lı yeni politikaları da direnişe çarpıp kalacak. Aleyküm selam direniş!…

    Bir önceki yazımız olan Yazmak bazen tehlikeli ve yasaktır! başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

    Random Posts

Yorum Yapin

1 ipucu