Önce komünistleri götürdüler!
-
Politik hak ve özgürlükler, bir ülkenin demokratik olup olmadığını gösteren en temel verilerdendir. Özgürlüklerin düzeyi ise muhalifler, devrimci ve sosyalistlere yönelik yaklaşımlarda açığa çıkabilir ancak. Kriter budur. Sistem karşıtlarına, sosyalistlere söz, düşünce ve eylem özgürlüğü tanımayan bir sistem, sözde özgür ve demokratik olabilir ancak.
Türkiye bir yasaklar cumhuriyetidir. Tekçi resmi ideolojisi, kurumları ve yasaları, tarihi ve gelenekleri yasaklar üzerine kuruludur. Faşist Mussolini dönemi İtalya’sından çevrilmiş yasalar, askeri darbeler sonrası oluşturulmuş anayasalar hala yürürlüktedir. Biçimsel anlamda burjuva demokratik kurumların oluşturulduğu dönemde ise hak ve özgürlükler, kaşıkla verilirken kepçeyle geri alınmıştır. Sansür, kapatma, tutuklama, yetmediği durumda, çıplak devlet terörü, burjuva faşist düzenin tek gerçeği oldu.
Başbakan, geçmişte yapılan bazı uygulamaları ‘faşizan’ olarak değerlendirdi. Bugün geçmişten azade midir? Faşist baskı, yasa ve yasaklar bugün de devam etmiyor mu? Yasa ve uygulamalar bireysel ve kolektif hak ve özgürlükleri mi koruyor, yoksa devleti ve egemenleri mi? İşçi sınıfı ve ezilenlere politika yapma hakkı tanınıyor mu?
İşte, Terörle Mücadele Yasası (TMY) ve uygulamaları. TMY gerçekte toplumla mücadele yasasıdır. Anti komünist 141-142 yasalarının, ’91′de çıkarılan anti-terör yasasının bir devamıdır. Demokrasi nutuklarının en fazla atıldığı bir dönemde, 2006 yılında çıkarılmıştır. ‘AB’ye uyum’ politikalarının bir gereği olarak hak ve özgürlüklerin kısmi genişletilmesini içeren yasal düzenlemelerin de gasbı üzerine kuruludur.
Birkaç ilde eş zamanlı operasyonlar… Avukat kısıtlaması… Dosyaya gizlilik kararı konulması ve savunma hakkının gasbı… Yılları bulan teknik takipler, binlerce saati bulan dinleme kayıtları… Polis imalatı fason belgeler… Komplolar… Tüm bunlar, TMY zorbalığının yansımalarıdır.
Öyle ki, insanlar, dava dosyasına konulan gizlilik kararlarıyla aylarca/yıllarca ne için yargılandığını dahi bilmeden tutuklu kalınabilmektedir. Bütün polis senaryoları, hayal mahsulü suçlamalar, yetmediği durumda sahte belge imalatıyla takviye edilerek dosya haline getirilmektedir. Teknik takip denilen başta dinleme olmak üzere bir dizi yöntemle, çok sayıda ilde eş zamanlı gözaltı ve tutuklamalar furyası da, TMY’nin bir icadıdır.
Toplumla Mücadele Yasası’nın ilk denemesi komünistler üzerinde olmuştur. 2006 8 ve 21 Eylül’de TMY’ye dayanılarak onlarca komünist gözaltına alınıp tutuklanmıştır. Özgür Radyo, BEKSAV, ESP ve gazetemiz gibi onlarca kurum basılmış, bilgisayarlarına el konulmuş, çalışanları gözaltına alınmıştır. Politik kimlikleri kamuoyunca yakinen bilinen Atılım Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Çiçek, Yayın Koordinatörü Sedat Şenoğlu, Özgür Radyo Genel Yayın Koordinatörü Füsun Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu onlarca kişi tutuklanmıştır.
Eylül saldırılarıyla start alan TMY terörü, şimdi yaygınlaşarak sürmektedir. Örneğin daha Mayıs başında onlarca ilde yüzlerce DTP’li gözaltına alındı, tutuklandı. DTP genel merkezi dahil, çok sayıda il ve ilçe örgütüne baskın yapıldı.
TMY terörü, son olarak ise KESK’e dayandı. Askeri darbe dönemini aratmayan bir uygulamayla emekçi memur hareketinin yüz akı KESK’in genel merkezi ve çok sayıda şubesi polis ve jandarma tarafından basıldı, üye ve yöneticileri gözaltına alınarak tutuklandı.
Tek başına KESK baskını bile, Toplumla Mücadele Yasası terörünün nereye vardığını görmek bakımından yeterlidir. Şimdi yeniden askeri darbe koşullarını aratmayan sıkıyönetim uygulamaları ile yüz yüzeyiz. TMY, bu faşist zorbalığın yasal dayanığıdır.
‘İyi şeyler’ nutuklarını, Atılım ve Günlük örneğinde olduğu gibi onurlu barış ve özgürlük isteyen gazetelerin kapatılmasının takip etmesi bundandır.
Hak ve özgürlükler TMY terörü altındadır. İlerici, demokrat, sosyalist basın kişi, kurum ve kuruluşlar TMY terörü altındadır. TMY’ye dayandırılarak engellenmek, yasaklanmak, kapatılmak istenmektedir. Örgütlü toplum TMY terörünün hedefindedir. TMY, polis/jandarma terörünün ve keyfiliğinin yasal dayanağıdır.Komünistlerin yargılandığı 10 Eylül davası dördüncü yılına girerken; komplo ve sahte belgelerle tutuklanan sosyalistlerin tutuklulukları sürmektedir. 26 Haziran’da davanın yeni bir duruşması yapılacaktır.
TMY terörünün ilk deneme tezgahı olan 10 Eylül davası sahiplenilmelidir. TMY terörünün start aldığı ilk dava olarak, 10 Eylül davası tutuklularıyla dayanışma içerisinde olmak, TMY terörüne karşı barikat örmenin etkin bir yoludur.“Önce komünistleri götürdüler, sesimi çıkarmadım çünkü komünist değildim./ Sonra sosyalistleri götürdüler, sesimi çıkarmadım çünkü sosyalist değildim./ Sonra sendikacıları götürdüler, sesimi çıkarmadım çünkü sendikacı değildim./ Sonra Yahudileri götürdüler, sesimi çıkarmadım çünkü Yahudi değildim./ Sonra beni götürmeye geldiler, benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.”
Alman şair Pasteur Martin Niemöller’ın, uğursuz 2 Dünya Savaşı kehanetinin gerçekleşmemesi için…
Bir önceki yazımız olan Küba, sermayeye mi yoksa basın özgürlüğüne mi karşı? - başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.
Random Posts




