Logo Background

Eylemdeki Sloganların Dili 1

  • İşçi sınıfı ve tüm emekçilerin gerçekleştirdiği eylemlerde çeşitli sloganlar atılmaktadır.

    Gerçekleştirilen grev ve direnişlerin örgütlülüğü, eylem hazırlığı, amacı ve sınıfsal talepleri kadar kullandığı sloganlar da çok önemlidir.

    Eylemde taşınan pankart ve afişler sloganlarla uyumlu olmalıdır. Çünkü eylemin amacını bunlar belirlemektedir.

    Her kırmızı şal devrimin bayrağı olmadığı gibi, atılan sloganların da işçi sınıfının talep ve ihtiyaçlarını karşılıyor olması beklenir.

    Nesnel gerçekliği yansıtmayan, ekonomik, demokratik ve siyasal talepleri özünden soyutlayan pankartlarla sloganlar işçi sınıfının bilinçlenmesini engeller.

    Bu sloganlardan bazılarının dilini şöyle de yorumlayabiliriz:

    1.) Genellikle belediyelerde çalışan işçilerin grev ve direnişlerde kullandığı, “İşçiler Burada, Tayyip Nerede?” veya “Belediye Başkanı Nerede?” sloganı, ne kulağa hoş geliyor, ne de işçilerin eylemine bilinçli bir renk katıyor.

    Belediye başkanları ile Tayyipler nerede olacaklar? İşlerinin başındalar. İşleri de; sahte Müslüman kimlikleriyle uluslarötesi tekelci sermayenin “yüksek” çıkarlarını koruyup kollamaktır. Avantalar ve yağmalar düzeninde işçi sınıfını, emekçi halkları köle gibi sömürmektir.

    2.) “Vur Vur İnlesin Başbakan Dinlesin!…” Adama nereye ve nasıl vuruyorsun diye sormazlar mı? Mevcut yasaları dahi çiğnemekte bir sakınca görmeyen Başbakana ve sermaye güçlerine bir şeyler dinleteceksek, artı-değer sömürüsünü, hak ihlalleri ile hukuk gasplarının hesabını sorabileceksek öncelikle sisteme nasıl ve hangi Kurum ve Araç’ların kurmaylığında vurulacağına, iktidarlara nasıl dinletip onların geri adım atmalarını sağlayacağımıza, ayrıca kapitalist sömürüyü nasıl aşacağımıza karar vermeliyiz.

    3.) “İnsanlık Onuru İşkenceyi Yenecek!..” Söylem olarak anlamlı, fakat yaşanan gerçeklikle ters orantılı bir slogan. 100 yıllık sınıflar mücadelesi tarih ve devrimci geleneklerimizde bizimkiler hâkim gerici sınıfların baskısı ve terörü altında daima katledildi. Devrimci gençliğimiz darağaçlarını süsledi. En anlamlı ve yakın örneği: Engin Çeber bu sloganları haykırırken “insanlığın” gözü önünde katledildi. İnsanlık onurunu temsil eden ilerici, demokrat, devrimci, sosyalist, yurtsever ve Marksist “cenahımız” Proletaryanın disiplini altında ne zaman tutarlı bir iktidar yürüyüşü başlar, ilkeli birliktelikler yaratır ve kapitalist anarşiye tarih önünde anlamlı bir ders verirse o zaman işkenceyi de yeneriz, sistemin sömürücü-sömürgeci inkâr-imha ve asimilasyon politikalarını da tarihin çöplüğüne atarız.

    4.) “12 Mart ve 12 Eylül Askeri Faşist Darbecileri Yargılansın!” Tüm dürüst ve namuslu insanlar, Devrimciler, Sosyalistler, Komünistler: Militarizme, faşist baskı ve teröre, darbe-cunta girişimlerine elbette karşıdır. En tutarlı antifaşistler “Faşizme Yol Yok” diyenler Modern Proletaryayı emperyalist-kapitalizme karşı örgütleme başarısını gerçekleştiren Komünistlerdir. Elbette faşizm tehlikesine karşı dikileceğiz. Dikiliyoruz. Büyük bedeller ödüyoruz. 12’li faşist askeri darbecileri günümüzdeki sağlı “sol”lu burjuva partileri yargılamaz. Niçin yargılasın ki? Onları Halk Mahkemeleri’nde bizimkiler yargılayacaktır.

    Arjantin, İspanya, Yunanistan gibi ülkelerdeki burjuva iktidarlar faşist darbecileri burjuva yasallığı içinde yargılamaya yönelmişse, bunun nedenlerini ilkeli ve dürüstçe ortaya koymalıyız. Anılan ülkelerde tarihsel devrimci geleneklerini temsil eden İşçi ve Komünist partiler vardır. Çizgilerini eleştirsek de anılan partiler iyi veya kötü işçi sınıfından oksijen almaktadır. Bu partilerin kontrol ettiği güçlü sendikal gelenekler vardır. Gençlik, kitle örgütleri ve öteki sosyal muhalefet dinamikleri sistemi silkeleyecek düzeyde örgütlü ve organizedir. Kolektif adımlar atma pratikleri oldukça gelişmiştir. Kapitalist iktidarlar aşağıdan gelen “devrimci zor” yüzünden faşist darbecileri yargılamak durumunda kalmıştır.

    TC örneğinde ise Sol’da, “Devrimci Zoru” uygulayacak bu türden “gelenek” dahi yoktur. Sol “cenahımız” henüz “örgütler anarşisi” dönemini yaşamaktadır. Bu kusurumuz yüzünden “yapılsın-edilsin-yargılansın” türünden sloganlar kimilerini hareketlendirmekte, fakat sistemi geri adım atmaya zorlayamamaktadır.

    5.) “IMF Defol, Bu Memleket Bizim!…” ya da “Üniversiteler Bizim!” türünden sloganları bazı örgüt / partiler genç insanlara attırmakta ısrar ediyor. Oysa fabrikalar da, tarlalar da, meclisler de, bu memleket de, üniversiteler de, hastaneler de, postaneler de bizim değil, onlarındır. Sloganlarımızla; “Onlar”la “Bizim”kilerin sınıfsal-ahlâksal-ideolojik-politik-örgütsel aidiyetlerini kitlelerin bilinçlenmesi yolunda açıklıkla vurgulamalıyız. Burjuvazinin çeşitli demagojilerle bazı manalar yüklediği “Vatan, Memleket, Yurtseverlik” gibi kelimeleri kullanırken de “Dünyalıyız” gibi evrensel bir mesaj vermeyi ihmal etmemeliyiz. Yaşadığımız coğrafyada tekelci-militarist-polis devleti bizimkilere işsizlik, yoksulluklarla hapishaneleri ve sokakları bırakmıştır. Hapishanelerdeki bizimkiler için neleri yapıyoruz?! Sokakları nasıl kullanıyoruz?! Kullanabiliyor muyuz?!

    6.) KESK kamu çalışanlarına yapılan % 4.5 zammı protesto etti. Bordrolarını yaktı. “Hükümet Zammı Al Başına Çal!…” diye slogan attı (Basından).

    Hükümet kamu emekçilerine ilk altı ay % 2.5, ikinci altı ay için % 2.5 lira (Toplam: % 5 değil, % 3.75 lira) zam verdiğini açıkladı.

    Bu “zam” değildir, bir aldatmacadır.

    AKP ve ondan önceki iktidarlarının izlediği politikalar sonucu işçi ve emekçilerin kriz ve enflasyonla ücretlerinde yüzde yirmi onanında muazzam bir erime olmuştur.

    “Zam” denilen rakamlar eriyen bu ücretlere asla bir katkı değil, sömürücü sınıfların işçi ve emekçilerin talepleriyle alay etmektir.

    KESK’in eylem yapması “toplu görüşme” yöntemlerini ve kendilerine uygun görülen zammı protesto etmesi en doğal hakkıdır. Hükümete tariz oku atarcasına “zammı al başına çal” diye slogan atışı, kamu emekçilerinin taleplerinin karşılanması mücadelesine bir ivme kazandırmıyor. Kitlelere bilinç de vermiyor. Uluslarötesi tekelci sermayenin programını uygulayan hükümet kamu emekçilerinden esirgediği (çaldığı) zammı başına çalmamış, cebine koymuştur.

    Bir önceki yazımız olan Muğlalı faşistlerin Gültekin abisi başlıklı makalemizde ermeni, faşist ve halkların kardeşliği hakkında bilgiler verilmektedir.

    Random Posts

Yorum Yapin

1 ipucu