Anti-Siyonizme Evet! Anti-Semitizme Hayır!
-
Yahudi Düşmanlığı Mı, İsrail Düşmanlığı Mı?
Anti-Siyonizme Evet! Anti-Semitizme Hayır!
Türkiye’de her türden siyasetçinin, milliyetçi, ırkçı, ulusalcı, laik ya da İslamcıların en çok nemalandığı konulardan bir tanesidir İsrail’in Filistin halkına yönelik zulmü. Son seçim dönemine Davos’ta “van minüt” çıkışıyla giren ve bu çıkışın faydalarını seçim sandıklarında görmeyi bekleyen Erdoğan’ı hatırlamak yeter.

Yaygın İsrail düşmanlığı(anti-Siyonizm) çoğunlukla Filistin halkına yönelik insancıl bir tutumdan kaynaklanıyor görünse de alttan alta derin bir milliyetçi, ırkçı ve dinsel düşmanlık körüklenmektedir. Hatta “Hitler, Yahudilerin kökünü kazısaymış da İsrail olmasaymış” diyenleri bulmak bile mümkün. Bu nefretin, fanatik Yahudi düşmanlığının(anti-Semitizm) işçi sınıfı siyaseti saflarından temizlenmesi şarttır. Çoğunlukla Müslüman ya da milliyetçi duyguları güçlü işçilerin içine çekilmeye çalışıldığı bu girdabı dağıtmak zorundayız.Öncelikle Yahudilerle İsrail Devleti’ni birbirine karıştırmamakla başlayabiliriz işe. Yahudi toplumu gerçekten de ekonomik ve politik olarak bir bütün müdür? Bütün Yahudilerin zengin, tefeci ve tüccar olduğu, hatta Mason localarıyla dünyayı yönettiği gibi saçma düşünceleri ele alalım. Bunlar olduğu gibi yanlıştır. Yahudiler, yaşadıkları coğrafyalar ve toplumsal konumları gereği tarihte tüccarlıkla ve tefecilikle geçinen bir toplum olarak çıkıyor karşımıza. Ancak, bütün Yahudilerin zengin oldukları bir aldatmacadan başka bir şey değil. Örneğin 20. yüzyıl başlarında Doğu Avrupa’da yoğun bir nüfusa sahip olan Yahudilerin anlatıldığı şu metne bakalım: “ Sıcak ve çıplak steplerin ortasında, kasabalara özgü küçük kulübeler göze çarpıyordu; ayrıca yoksul Yahudilerin yaşadığı birkaç haneden oluşan ufak köyler de sağa sola serpiştirilmişti; trahoma hastalığından dolayı gözleri çukura kaçmış, vücutları pire ısırıklarıyla dolu bu zavallı insanlar bulabildikleri ufak tefek işlerle ayakta kalmaya çalışırlardı. Küçük el işleri, arabacılık ya da tüm stokları birkaç iğne, biraz iplik makarası,
küçük mataralar ve birkaç kutu kibritten ibaret olan sefaletle eşdeğer sözümona ticari faaliyetlerini yürüterek bir şekilde varlıklarını sürdürmek için çabalarken bir yandan da son derece gürbüz insanlar gibi çoğalmayı ihmal etmezlerdi; pislik, çamur ve böceklerle kaplı sokaklarda, aç karnına koşuşturup duran çocuklarının dış görünüşleri, Yehova’larının bu seçilmiş halkı ne kadar koruyup kayırdığını ortaya koysa da bu durum onları
bu üreme isteğinden vazgeçirmemişti.” Bunun gibi pek çok tarihsel örnek bulmak mümkün. Hitler’in soykırımına maruz kalanların büyük çoğunluğu yoksul Yahudilerdir. Sermayedar, zengin Yahudilerin çoğu, bu insanlık dışı zulümden kaçıp kurtulmuşlardır. Üstelik bugünkü İsrail toprakları kapitalist sömürüden muaf tutulmuş değil. İsrail’de de sömürülen bir işçi sınıfı var. Ve bu işçi sınıfının içinden Arap ve Filistinli işçi kardeşleriyle birlikte mücadele etmek için can atanlar da var.
Yahudilerin hepsinin politik tutumlarının aynı olduğunu düşünmek de büyük bir yanlıştır. İsrail, 1948′de kuruldu. Filistin topraklarında büyük bir İsrail devleti kurma ve bütün Yahudilerin bu topraklara dönmesi fikrine Siyonizm deniyordu ve bu fikir yaklaşık yüzyıl boyunca hiçbir gerçeklik kazanamadan ırkçı bir fikir olarak yaşamıştır. Ne zamanki emperyalizmin çıkarları Ortadoğu’da kendi elini güçlendirecek bir devlete ihtiyaç duymuş, işte o zaman dünyanın kelli felli emperyalist güçleri İsrail devletinin kurulmasına kapıları açmışlardır. Siyonizm, daha önce Hitlerle bile gizli işler çevirmekten çekinmeyen birkaç ırkçı Yahudi kapitalistin fikrinden başka bir şey değildi. O zamanın Siyonistleri Hitler’in Yahudilere daha çok eziyet etmesi ve böylece bir Yahudi devleti kurma fikrinin Yahudi toplumunun geneline kabul ettirilmesi için az çaba harcamamışlardır. Hitler faşizminin kanlı ellerini hisseden Yahudilerin acıları Siyonistlerin arzularının gerçekleşmesinde en önemli araç olmuştur. Ancak biliyoruz ki, sınıfsız, sömürüsüz, savaşsız bir dünya için, sosyalist bir toplum için mücadele eden pek çok Yahudi devrimci hiç de Siyonistler gibi düşünmüyorlar. Ya da 2000 sene boyunca dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan Yahudilerin Filistin’e dönmek gibi bir niyetleri hiç olmadı ve bugün de İsrail’e dönme niyeti olmayan pek çok Yahudi dünyanın her yerine dağılmış durumda. Demek ki, Yahudilerin politik birliği hikâyeden başka bir şey değilmiş.
Bugün İsrail devletinin politikaları kapitalist- emperyalist sistemin kanlı yüzünden başka bir şeyi göstermez. Katliamları yaratan Yahudiler değil, Hitler’le işbirliğinden kaçınmayan Siyonistlerin torunlarıdır, onlarla işbirliği içinde zenginleşen kapitalist güçlerdir, Ortadoğu’daki çıkarları için İsrail devletini silaha boğan emperyalist güçlerdir. Bu katliam ortaklarının içinde Filistinliler için timsah gözyaşı döken ikiyüzlü Türkiye egemenleri de vardır!
Devrimci işçi sınıfı siyaseti Yahudi toplumu ile İsrail’i birbirinden ayırmak zorundadır. İşçi sınıfını bölen Yahudi düşmanı, milliyetçi politikalara karşı dünyanın bütün işçilerinin mücadele birliğini savunmak zorundayız. Dostu düşmandan ayırmakta ustalaşmak zorundayız. Yahudi işçiler kardeşimizdir, düşmanımız Siyonist İsrail devleti ve onlarla işbirliği yapan -egemen sınıflardır, başta da Türkiye’nin ikiyüzlü egemenleridir.
Bir önceki yazımız olan Sosyalist Sanat ve Devrim başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.
Benzer Konular





Haziran 12, 2010 am30 13:48
Tespit çok yerinde
Haziran 22, 2010 am30 22:24
(Belki çok hayalperestçe ama Hitler’in aslında ortadoğuda siyonist bir devlet kurulması adına Yahudileri Avrupa’dan kaçırmak üzere kullanılmış bir piyon olduğunu iddia edenler bile var.)
İnsanlar bu sıralar yaşanan gelişmelerin ardından büyük bir galeyana gelmişlik içerisinde. Kimsenin ağzından çıkanı kulağı duymuyor. Yolda durup insanları dinlediğinizde beş dk içerisinde size Yahudiler’e karşı duydukları nefreti ve ellerinde güç olsa hepsini teker teker öldürmekten çekinmeyeceklerini anlatabiliyorlar. Bu, İsrail hükümetinin işlediği insanlık suçlarını bütün Yahudi halkına mal eden “liderlerinin” gazına gelmişliğin etkisi mi? Evet, etkisi yüksek. İnsanlara nefreti öğretiyorlar yine…
Hükümet ve halk ayrımını çok az insanın yapabildiğini tespit edebilmeniz Hüseyin arkdaşın dediği gibi çok yerinde olmuş. Yazmaya devam yoldaş.