Logo Background

Psikolojik Kaos Yumağı

  • daktiilo dergisi…Ve bir cümle kurmak gerek bazen…Nedensiz ve hiç hesapta yokken.Tıpkı karanlığa taş atar ve sessizliği bozar gibi , küfür gibi.Bıçak gibi keskin ve kıl kadar ince bir cümle kurmak gerek bazen…
    Kurduğunuz kaç cümlede ‘’Siz’’ varsınız? Ya da kullandığınız kaç cümle size ait? Gerçekten kurduğunuz cümlelere ait misiniz? Yoksa ‘’dışı sert bir kabuk gibi kalmak zor bu hayatta?’’ diyenlerden misiniz? Kimsiniz siz? Cevaplar hep çıkmaz bir sokağa çıkar sordukça.Hayatta inanılan her gerçeğin ne kadar sahte anlamlar taşıdığını düşünmeye başlarsınız bu soruları sorup fakat cevaplayamadıkça.İnsan doğasında hasıra nazır olan şeyler işte.Ne kadar bayağı , ne kadar telaşlı varlıklarız…Hergün yeni birşeylerden dolayı eteklerimiz zil çalıyor.Telaşlı varlıklarız ya; sabırsız , her emire amade varlıklarız ya baş kaldıramıyoruz işte o yüzden…Koyun gibi , yuları boynumuza takıp nereye çekerlerse oraya gidiyoruz, cümle kuramıyoruz…Yalnızlaşıyoruz , yalınlaşıyoruz… Ve hiç bir şey bize ait değil…Tıpkı kaşımız , gözümüz gibi…Artık nasıl onları bile yapaylaştırıyorsak cümlelerimizi de yapaylaştırıyoruz , kendimizi ifade ederken bile başkalarının klişe veyahut çalıntı cümlelerini kullanıyoruz..Biz aslında kendi hayatımızı yaşamıyoruz…
    Kimiz biz?İnsan kılığında gezen yaratıklar mı , yoksa insan olduğunun farkında bile olmayan biçare mahlukatlar mı?

    Elif Kılıç

    Bir önceki yazımız olan CAN BABADAN SONRA ŞARAPLAR ÖKSÜZ KALDI başlıklı makalemizde 1mayıs, bayramı ve CAN hakkında bilgiler verilmektedir.

    Random Posts

  1. #1 kirmizikalem
    Eylül 6, 2010 am30 18:07

    Klişe bir konuyu ele almadan önce iki kere düşünmek gerekir. Çünkü ele alınacak konu zaten defalarca elden geçirilmiştir, böylece herkesin konuyla ilgili ufak da olsa bir fikri oluşmuştur. Bu yazarımıza bir sorumluluk yükler. Yani eğer biraz sanatçı kişiliği varsa bu sorumluluğu o kendinde hisseder. Okuyucuya yeni bir şey sunması gerektiği… Yeni bir bakış açısı, okurun yazı bittikten sonra yazıdan yeni bir şey aldığını hissetmesini sağlayacak herhangi bir şey… Ne yazık ki yazınızda bu yok. Daha çok kimlik arayışı içerisindeki ergen arkadaşlarımızın yorumlar yaptığı forum sitelerindeki cümlelerden yapılmış bir kolaja benziyor. Konunun başka versiyonları mevcuttur: ben kimim, dışarıya gösterdiğim yüzüm aslında ben değilim içimde çok başka biri gizli, aslında dışarıya gösterdiğim yüzüm bir maske, şehir hayatında kalabalıklar içinde yalnızız, boş bir koşuşturma içindeyiz, siz aslında siz misiniz kendinizi tanıyor musunuz falan filan… Cümle aralarında (ki bu cümlelerin her birinin sözcükleri bile neredeyse birbirine doğru düzgün bağlanamamış) bizi nereye çekiyorlarsa oraya gidiyoruz koyun gibiyiz denmeye de çalışılmış ama pek başarılı değil. Yazıyı yazan arkadaş herhangi bir kitapçıya uğrarsa ki uğradığını da pek sanmıyorum çünkü ortaokul çocuklarının bile yapmayacağı imla hataları yapmış, ona önerim kişisel gelişim isimli köşeye bir göz atmasıdır.
    “Bıçak gibi keskin ve kıl kadar ince bir cümle kurmak gerek bazen…” diye sanat yapmış sayın arkadaşımız. Sanırım kıldan ince kılıçtan keskin diyen atalarımız bu arkadaşa sevgilerini gönderiyorlardır her neredeyseler.
    “İnsan doğasında hasıra nazır olan şeyler işte.” Cümle ne demek istiyor anlayan var mı? İçeriğini irdelemek bir yana burada hasıra nazır diye bir şey olmadığını hazır ve nazır olmak diye bir deyimimiz olduğunu belirtmek istiyorum.
    “Ne kadar bayağı , ne kadar telaşlı varlıklarız…Hergün yeni birşeylerden dolayı eteklerimiz zil çalıyor.” Bu kısım da çok güzel. Bu hatayı SBSye hazırlanan arkadaşlarımız bile yapmazlardı. Eteklerin zil çalması telaşlı olmak değil sevinmek anlamındadır. Telaşlanmayı etekleri tutuşmak karşılar.
    Ayrıca bir çare mahlukatlar olamayız çünkü mahlukat zaten mahluk sözcüğünün çoğuludur.
    Daha eleştirilecek milyon tane yön var ancak yorumum yazıdan daha uzun oldu. Demek istediğim anlaşıldı sanıyorum. Yazıyı yazan arkadaş lisede veya üniversitede olmalı, ona ikinci tavsiyem kitapçıdan çıkmadan önce bir de kitap alsın okumak için. Yazar olmak okumak gerekiyor çünkü. (Yazını da yayımlamadan önce oku, üşenme.)
    Derginin bir editörü varsa ve bu hataları görmediyse ona da diyecek bir sözüm yok.

    Post ReplyPost Reply
  2. #2 Elifizim
    Eylül 6, 2010 am30 23:35

    Yazı amatörce yazılmış , çevredeki insanların içinden çıkamadıkları , kendilerini ne olarak gördüklerini bile kavrayamadıkları gerçeğinden yola çıkılarak yazılmış elştirel ve künt bir kısıma hitap eden kaba bir yazıdır…Ben yazdım…Ve bunu yayınlansın diye yollamamıştım , sadece bi değerlendirme açısından yazılır yazılmaz , fazla kontrol etmeden , sadece göz gezdirmeleriyle aşina edilerek yollanmıştı…Oturup üstünde düşünülen bir konu değil.Bu yazıdan böyle bir ergen psikolojisi içinde olduğum varsayımı çıkarılamaz…Eleştirel fakat deneme amaçlı yazılmış , eleştirilere de açık bir yazı…Ben yazar değilim , fakat bu eleştiriden sonra yazar olmayacağım diye bir kaide de yok…

    Post ReplyPost Reply
Yorum Yapin

1 ipucu