Logo Background

» Ölümsüzler

  • Yılmayan, Onurlu Bir Ses; Sabahattin Ali
    By on Nisan 3, 2011 | Yorum Yok  Yorum

    Sabahattin Aliyi yazılar ile anlatmak kolay değil… Ne yazarsak yazalım bir şeyler hep eksik kalacaktır… Biz Sabahattin Aliyi klasikleşen “anma” metinleri ile değil, hayata bakışımızı özetleyen kendi yazısı ile

    ALTERNATİF KÜLTÜR MÜCADELEMİZDE YAŞATIYORUZ….

    NAMUSLU OLMAK NE ZOR ŞEYMİŞ…(Sabahattin Ali)

    “Namuslu olmak, ne zor şeymiş meğer? Bir gün Almanların pabucunu yalayan, ertesi gün Ingilizlere takla atan, daha ertesi gün de Amerika`ya kavuk sallayan soysuzlar gibi olmak istemedik. Yalnız ve yalnız bir tek milletin önünde secdeye vardık. O da kendi cefakeş milletimizdir.
    Meğer ne büyük günah işlemişiz! Kanunlu, kanunsuz baskılar ……altında ezile ezile pestile döndük. Bugünün itibarlı kişileri gibi kese doldurmadık, makam peşinde koşmadık. İç ve dış bankalara para yatırmadık, han apartıman sahibi olmak sağdan soldan vurmak ve milleti kasıp kavurmak emellerine kapılmadık. Bütün kavgamızda kendimiz için hiçbir şey istemedik. Yalnız ve yalnız, bu yurdun bütün yükünü omuzlarda taşıyan milyonlarca insanın derdine derman olacak yolları araştırmak istedik.
    Bu ne affedilmez suçmuş meğer! Neredeyse, yoldan geçerken mide uşakları arkamızdan bağıracaklar: “Görüyor musun şu haini! İlle de namuslu kalmak istiyor ve ahengimizi bozuyor…” Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi? (1947)

    Türkiye’nin Hatıra Defteri Programında Sabahattin İle İlgili Yayınlanan Kısa Film
    http://www.vindir.org/video/share.php?vid=NTMyOTUy

  • Hapisler, Sürgünler Başaramadı ! YILMAZ GÜNEY’i Unutmadık Unutturmayacağız
    By on Eylül 6, 2010 | Yorum Yok  Yorum

    daktilo dergisiYeşilçam’ın mutlu sonlarına inat onun öyküleri ve filmleri hep gerçek sonlarıyla bitti. Filmlerde avrupai yüz hatlarıyla hep güzeldi, hep yakışıklıydı iyiler. Ayhan Işıklar, Türkan Şoraylar, Ediz Hunlar… Onun makaralarda akıp giden minik kareleri ise bize iyilerin bakımlı tırnakları, buğulu bakışları ve bizi yaşadığımız kulübelerden alıp saraylarda yaşatacak yufka yürekli amcalar olmadığını gösterdi. Tutmaz denen filmleri rekorlar kırdı. Yurt içinde ve dışında ödüllere doyamadı. Herkes kendisinden bir şey buldu onun karakterlerinde; Cabbar’da, Azem’de, Şivan’da… Herkes onu kendinden bildi, bir oyuncu ve yönetmen olarak yaratabildiği bu bağ Türkiye için şaşırtıcı bir olaydı… Şaşırtıcı mıydı? Herkesin onu kendinden bilmesi bir rastlantı mıydı yoksa o zaten herkesten biri miydi?

    DAKTİLO DERGİSİ

  • CAN BABADAN SONRA ŞARAPLAR ÖKSÜZ KALDI
    By on Ağustos 27, 2010 | Yorum Yok  Yorum

    CAN YÜCEL DAKTİLO DERGİSİBu yıl Can Babayı kaybetmemizin bilmem kaçıncı yılı ! Kaç yıl geçtiği açıkçası çokta umrumuzda değil ! Can babasız bir yıl bile bizim için onlarca yıla bedeldir. Bu nedenle bir hesap telaşı içine girmeyi doğru bulmuyoruz. İşçi sınıfının büyük şairi CAN BABA ! Üstad duysa bu yakıştırmayı kendine has üslubu ile gidin lan işinize b.. herifler derdi. Bu nedenle bu tür yakıştırmalar yapmıyoruz. Onun için söylenecek tek bir söz var YALANSIZ ! Yalansız yaşadı üstad, ne söylediyse yaptı ne yaptıysa savundu. Dönmedi, dönenlere kendide has uslubu ile cevap verdi. EY CAN BABA ! ELİMİZDE ŞARAP ŞİŞELERİMİZ ARAMIZDA OLMAYAŞININ BİLMEM KAÇINCI YILINDA SANA İÇİYORUZ !

    DAKTİLO DERGİSİ

  • Özgür müziğin kanatları: Ruhı Su Yoldaş
    By on Ağustos 8, 2010 | Yorum Yok  Yorum

    1912 Van’da doğan Ruhi Su, 1936 Ankara Müzik öğretmen okulunu, 1942 Ankara Devlet Konservatuarı opera bölümü bittirdi. 1943-45 yılları arasında Ankara Radyosunda, 1950 yılında ise İstanbul Radyosunda konserler verdi. 1952 ye kadar Ankara Devlet Operası sanatçılığı görevini sürdürdü. Aynı yıllarda gerçekleştirilen bazı filmlerin müziklerini yaptı.İngiltere, Almanya, İsveç, Bulgaristan, Hollanda ve Avustralya’ya giderek konserler verdi. 1962 yılında ilk plakları çıktı, 1975 yılında “Dostlar Korosu”nu kurdu

  • Devrimci Düşlerin Mimarı: Oscar Niemeyer
    By on Haziran 13, 2010 | Yorum Yok  Yorum


    Brezilyalı mimar Oscar Niemeyer 103 yaşında. Bir asırlık yaşamına modern bir başkentin inşasını, kamu binalarından meydanlara, müzelerden toplu konutlara, katedrallere onlarca yapıyı, baldırı çıplaklar adına verilen soluksuz bir mücadeleyi sığdırdı. 1963’te Lenin Barış Ödülü’nü, 1988’de Pritzker Ödülü’nü aldı.

    Mimarlık onun sözü idi; toplumun bütün bireylerinin barınma, sağlık, eğitim gibi her türlü insani ihtiyacın karşılanması için gerekli kaynaklara eşit koşullarda erişimini sağlamanın yollarından biriydi. Yaklaşık 80 yıldır inançla sözünü söylüyor: “Mimar, dünyanın daha iyi bir yer olması gerektiğini, yoksulluğu ortadan kaldırabileceğimizi bilmelidir. Brezilya’da hala sınıf savaşları var. Bu sebeple mimar, sadece mimarlığı değil mimarlığın dünyanın problemlerini nasıl çözebileceğini düşünmelidir.”

  • Nazım Hikmet Memleket Memleket Nazım Hikmet
    By on Haziran 2, 2009 | Yorum Yok  Yorum

    Kimilerine göre dünyaca ünlü bir şair, kimilerince “kartpostal şairi” ve kimilerince de aşklarıyla, sevdalarıyla ünlü bir şairdir Nazım Hikmet. Oysa Nazım Hikmet’i Nazım Hikmet yapan dahiyane yetenekte bir komünist şair olmasıdır.

1 ipucu