» Spor
-
HAİNLİKTEN ASLANLIĞA…
Basında sıklıkla “gurbetçi futbolcular” olarak öne çıkan, Avrupa’da top koşturan Anadolu kökenli oyuncular içinde madalyonun görünen yüzünü temsil ediyor Mesut Özil.15 Ekim 1988, Gelsenkirchen doğumlu Mesut Özil, Türkiye basınında özellikle Almanya milli takımını tercih etmesiyle beraber daha sık tartışılır oldu. Bu tercihin Fatih Terim döneminde olması konuyu daha da çeşitlendiren bir etken olmuştu.
-
Ivan Ergiç: “Ben Marksist bir futbolcuyum”
Bursaspor’un başarılı futbolcusu Ergiç, Futbol Federasyonu’nun TamSaha Dergisi’nin haziran sayısında yer alan röportajında, Bursaspor’dan önce formasını giydiği İsviçre’nin Basel takımında yeteri kadar para kazandığını ve sonrasında para için oynamamaya karar verdiğini anlattı.Geçen sezon öncesi kendisine yapılan teklifler arasında en ilgincinin Bursaspor’dan geldiğinin altını çizen Ergiç, sözleşme imzalamadan önce kenti gezip, kültürünü gördüğünü, insanların yaşayışlarını inceledikten sonra da sözleşmeyi imzaladığını kaydetti.
-
Bursaspor “Marksist” bir futbolcuyu transfer etti
Bursaspor “Marksist” bir futbolcuyu transfer etti Bursaspor’un bu sezonki belki de en önemli transferi, İsviçre’nin FC Basel takımından gelen İvan Ergiç. Futbolcunun önemli özellikleri arasında, paranın egemenliğine karşı çıkması ve Karl Marx’tan etkilendiğini açıkça söylemesi de bulunuyor. Ergiç, profesyonel menajerlerle çalışmıyor… 1981 yılında Hırvatistan’da doğan Sırp kökenli Ergiç, Yugoslavya’nın parçalanma süreci... Devamini Okuyun...
-
Lecce
İtalya Ligi Serie A’nın Lecce dışında kalan 19 kulübü, ortaklaşa aldıkları ‘tamamen duygusal’ karara göre, ligin 2010-11 sezonundan itibaren Serie B’den ayrı bir yapıya kavuşarak daha farklı bir yönetim anlayışına sahip olmasına karar verdi İngiltere Premier Ligi’nin ulaştığı hacmi göz önüne alarak daha yüksek bir getiriyi hedefleyen Serie A kulüp yetkilieri, ligin çıtasını yükseltmek için düğmeye bastı. İtalya Ligi Serie A’n... Devamini Okuyun...
-
İtalya futbolu giderek daha da endüstriyelleşiyor
İtalya Ligi Serie A’nın Lecce dışında kalan 19 kulübü, ortaklaşa aldıkları ‘tamamen duygusal’ karara göre, ligin 2010-11 sezonundan itibaren Serie B’den ayrı bir yapıya kavuşarak daha farklı bir yönetim anlayışına sahip olmasına karar verdi İngiltere Premier Ligi’nin ulaştığı hacmi göz önüne alarak daha yüksek bir getiriyi hedefleyen Serie A kulüp yetkilieri, ligin çıtasını yükseltmek için düğmeye bastı. İtalya Ligi Serie A’nın Lecce dışınd... Devamini Okuyun...
-
Bir başka dünyanın Takımı: St. Pauli
Bir başka dünyanın Takımı: St. Pauli Bir kulüp düşünün, 30 bin kişilik bir semtin takımı olsun, müzesinde önemli bir kupa bulunmasın, tarihinin çoğunu alt liglerde geçirsin, ama dünyanın her yerinde destekçileri olsun. İlk bakışta futbolun mantığına ters gibi görünse de, söz konusu kulüp St Pauli ise tüm bu yazdıklarımız mümkün. Almanya’nın liman kentlerinden Hamburg’da 1910 yılında kurulan St Pauli belki de dünyanın en marjinal futbol tak... Devamini Okuyun...
-
HEM SOLCU HEM DE FUTBOLCU !
Futbolcu olmanın toplumsal gündemden uzak kalmak anlamına gelmeyebileceğini, egemen ideolojik
sistemin kitlelere dayattığı “ne sağcı ol ne de solcu, futbolcu
ol futbolcu” önermesini reddederek
hem futbolcu
hem de solcu olunabileceğini gösterdi.
Futbolu biraz da bunları
yüzü suyu hürmetine seviyoruzEgemen sistem kitleleri toplumsal gündemden uzak tutmak, depolitizasyonu yaygınlaştırmak için “Ne sağcıyım ne de solcu futbolcuyum, futbolcu” önermesini yıllar yılı insanlara kabul ettirmeye çalıştı. Egemenlerin nezdinde, politik olaylara karışmayan, gündemden kopuk “ne sağcı ne de solcu olanlar” makbul.
İspanya’da Franko, Portekiz’de ise Salazar diktatörlüklerinin uzun yıllar kitleleri uyuttuğu, edilgen kıldığı en önemli yollarından biri bilindiği gibi futboldu. 3 F (Futbol, Fiesta, Fuhuş) ile ifadesini bulan bu yaklaşım siyasi literatüre girmiş, ülkemizdeki sirayeti ise özellikle 80 darbesi ile gerçekleşmişti. Hem ülkemizde hem de dünyada bu uygulamanın başarılı olduğu söylenebilir.
Bu düşünsel sistematiğin başarılı olmadığı, tökezlediği ender anlar ve kişiler de var. Kendisine sunulan resmi olduğu gibi kabul etmeyen, itiraz hakkını her daim saklı tutanlar da çıktı. “Ne sağcıyım ne de solcu futbolcuyum, futbolcu” anlayışını boşa çıkaran “hem futbolcu hem de solcu” olunabileceğini, futbolcu olmanın toplumsal olaylardan, kopuk olmak anlamına gelinmeyebileceğini bize gösterenlerde çıktı. Livorno ile sembolleşen Cristiano Lukratelli, Liverpool’un simge adlarından Robbie Fowler, Sevilla’lı Frederic Kanoute gibi. Kuşkusuz bu adlara başka adlar da eklemek mümkün. Bugün futbolu seviyorsak eğer, bu tip futbolcuların yüzü suyu hürmetinedir.ANARŞİST FUTBOLCU
Endüstriyel futbolun futbolculara yüklediği sadece oynunu oyna, lüks ve pahalı arabalara bin ve suya sabuna dokunma misyonunu elinin tersiyle iten, bir futbolcudan da fazlasını temsil edenlerin başında gelen Oleguer’dir. Tam adı John Oleguer Presas Ramon olan Oleguer’i sevmemizin birçok nedenini saymak mümkün… Öncelikle Oleguer, kendisine sunulanı reddeden, hayata dair söyleyecekleri olan bir futbolcu.
Şubat 2007’de Bask dilinde yayın yapan Berria gazetesinde kaleme aldığı yazısında İspanyol yetkililere seslenerek, karıştığı politik eylemler nedeniyle hakkında 3 bin yıl ceza istenen bir ETA militanının serbest bırakılmasını isteyen Oleguer, ETA militanı ile dayanışma örneği gösterdi.
Oleguer, makalesinde sağlık sorunları nedeniyle kötüleşen militanın derhal bırakılmasını istemiş, çağrısı bir hayli yankı yapmış, sağcı basının ve İspanya kamuoyunun hedefi olmuştu. Yazıdan sonra Oleguer’in sponsoru Kelme sponsorluk anlaşmasını tek taraflı feshetmişti.
Anarşistlerin başkenti olarak kabul edilebilecek Barcelona’da otonomcu gençler ile ev işgallerine katılıyor, evsizlerin, mültecilerin kimsesizlerin hakları için çatışmaktan geri durmuyor. 2003’te, Barcelona’nın Sabadell semtinde otonomcu gençlerin takıldığı gençlik lokaline polisin baskın yapması üzerine polisle çatışmış, gençlerle birlikte polise karşı koymuştu. Çatışma sonrasında tutuklanan 11 kişiden biri tahmin edildiği üzere Oleguer’di. Polisi yaralamaktan içeri atılan Oleguer, yargılanmış, polisi yaralamaktan savcılık hakkında 2 yıl ceza istemişti.
İspanya’nın muhafazakâr gazeteleri kendisini provakatör olarak karalasa da o bir asi ve isyancı. 1997’de ‘Can Vies’ sosyal merkezini işgal eden dört günlük sakalı ve siyah kapişonuyla “politik tutsaklara özgürlük” isteyen de kendisi. Neo-liberal Lizbon anlaşmasına karşı çıkan sosyal bir Avrupa isteyen Oleguer, Irak ve Afganistan işgallerine de karşı da alanlardaydı


