» Spor
-
BUGÜNDEN YARINA : ŞİKEBy Emektar Daktilo Dergisi on Temmuz 13, 2011 | Yorum Yok
Futbol dünyasında patlak veren şike iddiası her an yeni bilgilerle kafa karıştırmaya devam ediyor. Aynı zamanda süreci Fenerbahçe’nin küme düşüp/düşmeyeceği üzerinden okunması da.Elli üzerinde kişi gözaltına alındı ve soruşturma devam ediyor. Gözaltına alınan isimlerden Giresunspor Kulübü eski Başkanı Olgun Aydın Peker, Sivasspor Kulübü Başkanı Mecnun Odyakmaz ve Bülent Uygun, 2004 yılındaki Sedat Peker ve ekibine yönelik Kelebek Operasyonu kapsamında da gözaltına alınarak yargılanan isimlerdi. Sadece bu bile bize durumun başka boyutları olduğunu gösteriyor.
Türkiye’de bu süreç ilk kez yaşanmıyor. Daha önce de birçok kez iddialar ortaya atılmış ama genelde üzeri örtülerek unutturulmuştu (Akçaabat sebat- kayseri maçını ve sonrasında meclisteki komisyon raporunu hatırlayalım). Şimdi boyutları daha büyük görünüyor ve etkilerinin de büyük olacağının düşünülmesiyle birlikte, geçmişten bağımsız, sadece bu sezona ait bir durummuş gibi algılanmasına neden oluyor.
-
FUTBOL: PARA = BAŞARI (?)By Emektar Daktilo Dergisi on Eylül 22, 2010 | Yorum Yok
Futbol ekonomisinde “pasta” nın değerinin büyümesine orantılı olarak sömürü de büyüyor. Bir piyasa ürünü olarak futbol, bugün artık kulüplerin ne kadar gelir elde ettiği ve hangi sponsorluk anlaşmaları yaptıklarıyla değerlendiriyor. Oyuncu yetiştirip satmak bir başarı öyküsü olarak lanse ediliyor. Bütün algı aslında futbolla ilgili değil. Futbolda dönen parayla ilgili. Tam da bu noktada Barcelona ya da Manchester United’ın oynadığı futbol yaptıkları maddi yatırımla açıklanıyor. Peki, futbol: para=başarı (?) algısını ampirik olarak tersini ortaya koymak bir yana, temelde bu algının kapitalizmin futbolunun sorunsalı içinde kaldığını söylemeliyiz.Osman BULUGİL
-
TRANSFERİN SHİRİLİ ELİ (!)By Emektar Daktilo Dergisi on Eylül 10, 2010 | Yorum Yok
İki boyutta irdeleyebileceğimiz transfer dönemlerinin krizle ilişkisini ilk olarak ileri kapitalistleşmiş ülkelerin kulüplerinden başlamak gerekiyor. Temel olarak krizin oluşma nedenleriyle futbol piyasasında astronomik bedellerle transfer yapmak hemen hemen aynı sürecin ürünü. Krizin oluşmasının (İceberg’in görünen kısmı -Mortgage krizi gibi) temelinde kapitalizmin çelişkilerinden birini oluşturuyor. Şişirme değerler ve spekülasyonların etkisi krizin tetiklenmesinde başrolü oynuyor. Osman BULUGİL
-
HAİNLİKTEN ASLANLIĞA…By Emektar Daktilo Dergisi on Ağustos 22, 2010 | Yorum Yok
Basında sıklıkla “gurbetçi futbolcular” olarak öne çıkan, Avrupa’da top koşturan Anadolu kökenli oyuncular içinde madalyonun görünen yüzünü temsil ediyor Mesut Özil.15 Ekim 1988, Gelsenkirchen doğumlu Mesut Özil, Türkiye basınında özellikle Almanya milli takımını tercih etmesiyle beraber daha sık tartışılır oldu. Bu tercihin Fatih Terim döneminde olması konuyu daha da çeşitlendiren bir etken olmuştu.
-
Ivan Ergiç: “Ben Marksist bir futbolcuyum”By Emektar Daktilo Dergisi on Haziran 29, 2010 | Yorum Yok
Bursaspor’un başarılı futbolcusu Ergiç, Futbol Federasyonu’nun TamSaha Dergisi’nin haziran sayısında yer alan röportajında, Bursaspor’dan önce formasını giydiği İsviçre’nin Basel takımında yeteri kadar para kazandığını ve sonrasında para için oynamamaya karar verdiğini anlattı.Geçen sezon öncesi kendisine yapılan teklifler arasında en ilgincinin Bursaspor’dan geldiğinin altını çizen Ergiç, sözleşme imzalamadan önce kenti gezip, kültürünü gördüğünü, insanların yaşayışlarını inceledikten sonra da sözleşmeyi imzaladığını kaydetti.
-
Bursaspor “Marksist” bir futbolcuyu transfer ettiBy Emektar Daktilo Dergisi on Ekim 16, 2009 | Yorum Yok
Bursaspor “Marksist” bir futbolcuyu transfer etti
Bursaspor’un bu sezonki belki de en önemli transferi, İsviçre’nin FC Basel takımından gelen İvan Ergiç. Futbolcunun önemli özellikleri arasında, paranın egemenliğine karşı çıkması ve Karl Marx’tan etkilendiğini açıkça söylemesi de bulunuyor. Ergiç, profesyonel menajerlerle çalışmıyor…
1981 yılında Hırvatistan’da doğan Sırp kökenli Ergiç, Yugoslavya’nın parçalanma sürecinde ailesiyle birlikte Avusturya’ya göç etmiş. Hem Sırbistan hem de Avusturya yurttaşı olan İvan Ergiç, 2000 yılında İtalyan Juventus takımı tarafından keşfedilmiş ve 2000-2001 futbol sezonunda Juventus tarafından İsviçre’nin FC Basel takımına kiralanmış. FC Basel’de takım kaptanlığına yükselen Ergiç, bir dönem yaşadığı depresyon nedeniyle sahalardan uzak kalmasına karşın, sonrasında takımına geri dönmüş ve bir yıl sonra yeniden kaptanlık görevine getirilmiş.
İvan Ergiç, 2002-2003 futbol sezonunda, İsviçre’nin FC Basel takımının kaptanı olarak Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde top koşturduktan sonra, kendisini FC Basel’e kiralamış olan İtalyan Juventus takımı tarafından geri istenmiş. Ancak aynı dönemde bir sakatlık geçirmiş ve ameliyat olmak zorunda kalmış. Ameliyat sonrasında depresyona giren futbolcu, 2004 yazında, dört ay boyunca bir psikiyatri kliniğinde yatılı olarak tedavi görmüş. Daha sonra takımına dönen Ergiç, 2006 yılında yeniden kaptan yapılmış.
Ergiç, 2007 yılındaki bir röportajda, Juventus ile ilgili olarak şunları söylemiş: “Büyük takımlardaki pek çok futbolcuyu tanıyorum. Benim de Juventus deneyimim olmuştu. İşlerin nasıl dönebildiğini görmüştüm. (…) Juventus, yolsuzluk nedeniyle ikinci lige düşürüldü. Bu beni şaşırtmadı. Bunu öngörmek mümkündü. Futbolun kirli tarafının, o dönemde hastalanmama yol açan nedenlerden biri olabileceğini düşünüyorum. Şu anda hapishanede olan kişilerle doğrudan bağlantılarım vardı. Futbol, acımasız bir sektör. Bense saftım. Olup bitenleri biliyordum, ama bunu hiçbir zaman benimsemedim. (…) Benim açımdan, hilesiz bir şekilde mücadele etmek, başarıdan önemli. Bu, hiçbir zaman terk etmemek istediğim kişisel devrimci düşüncem.” (WOZ – - Mit Karl Marx in den Cupfinal: Der FC-Basel-Captain Ivan Ergic über Menotti, Katharsis und die Frankfurter Schule)
İvan Ergiç, aynı röportajda, teknik direktörlerin kavgacılığı teşvik etmesini şöyle değerlendirmiş: “Bu, neredeyse tüm teknik direktörlerin bildiği bir hile ve bu hileye düşmemeyi pek az futbolcu başarabiliyor. Teknik direktörler bilinçli bir şekilde baskı uyguluyor, antrenmanlar sırasında kavgacılığı teşvik ediyorlar ve futbolcular, sahaya patlamaya hazır bombalar gibi çıkıyor. Pek çok olay bilinçsiz şekilde çıkarılıyor. Bu da futbola zarar veriyor.” Örnek aldığı futbolcular arasında 1980’li yıllarda İngiltere’nin ulusal takımında oynayan ve hiç ceza almayan Gary Lineker’in de bulunduğu söyleyen Ergiç, kasti faulleri yanlış bulduğunu vurgularken, bunları paranın futboldaki ağırlığına bağlamış.
Röportajı yapan gazetecinin “neredeyse bir kapitalizm eleştirisi yapıyorsunuz” demesi üzerine, şu diyalog geçmiş: “
- Bu bir kapitalizm eleştirisi. Buraya eklemem gereken şey, en büyük ilham kaynaklarımdan birinin Karl Marx olması.
- Karl Marx?
- Bu, bir tesadüf değil. Babam eskiden Sosyalist Parti üyesiydi. Ortodoks bir Marksistti. Her şeyi sisteme bağlamak yerine bana insan olmayı öğretti. Dolayısıyla, Karl Marx’ı babamdan öğrendim. Ve Marx, daha 150 yıl önce, kapitalizmin çelişkilerini görmüş ve paranın dünyaya zarar verdiğini anlamıştı. Para, futbola da zarar veriyor. Ben de konformist bir futbolcu olmak istemiyorum.”
Ergiç’in, ortodoks Marksistleri (ve bu haberin yazarını) çok fazla heyecanlandırmayacak ilham kaynakları da bulunuyormuş: Frankfurt Okulu, Adorno, Horkheimer ve Sartre…
Bursaspor’un yeni oyuncusu, şu değerlendirmeyi de yapmış: “Onların ilham verici, Marksist çalışmaları, iradi davranmamı, ilkeleri başarıdan daha fazla önemsemek konusunda kararlı olmamı sağladı. Marx, kapitalizmin çok fazla çelişki barındırdığını, insanın özünün yok olduğunu, mutlak bir yabancılaşmanın yaşandığını yazmıştı. Ve bu konuda haklı.”
İvan Ergiç’in beğendiği futbolcular arasında, Messi, Ronaldinho ve Zidane da varmış. Futbolcuyla ilgili bir haber yazısında, şunları söylediği belirtiliyor: “Doğum günü, sevgililer günü, yılbaşı kutlamaları gibi geleneklerden nefret ediyorum.” (Ivan Ergic, der Fussball-Philosoph – News Sport: Fussball – tagesanzeiger.ch)
Avrupa’daki profesyonel futbolculuğu sırasında büyük kulüplere, oyuncu danışmanlarına ve menajerlere olan güvenini yitiren Ergiç, bunları, “Sadece zenginleşmek isteyen asalaklar” diye anıyormuş. Menajerlerle çalışmayı bırakan futbolcu, kendi başına daha kötü sözleşmelere imza atsa bile, sözleşme görüşmelerinin temiz bir şekilde yürütüldüğünden emin olmayı tercih ediyormuş.
Ulusal takımlarda aşırıya varan bir şovenizmin yaşandığını düşünen İvan Ergiç, Sırbistan için oynamaktan da vazgeçmiş. Ergiç, FC Basel takımının kaptanlığını da, teknik direktörle yaşadığı sorunlar nedeniyle, kendi isteğiyle bırakmış. Futboldaki ticarileşmeyi “Bir tür çağdaş Makyavelizm” olarak değerlendiren İvan Ergiç’in, Bursaspor taraftarlarını zaman zaman kızdırabilecek bir başka özelliği, kendi lehine çalınan haksız faul düdükleri konusunda hakemi uyarması! Üstelik, bunu kritik maçlarda da yapıyormuş..





