Logo Background
  • Lecce
    By on Haziran 25, 2009 | Yorum Yok  Yorum
     
     

     

    legacalcio.JPGİtalya Ligi Serie A’nın Lecce dışında kalan 19 kulübü, ortaklaşa aldıkları ‘tamamen duygusal’ karara göre, ligin 2010-11 sezonundan itibaren Serie B’den ayrı bir yapıya kavuşarak daha farklı bir yönetim anlayışına sahip olmasına karar verdi

    İngiltere Premier Ligi’nin ulaştığı hacmi göz önüne alarak daha yüksek bir getiriyi hedefleyen Serie A kulüp yetkilieri, ligin çıtasını yükseltmek için düğmeye bastı. İtalya Ligi Serie A’nın Lecce dışında kalan 19 kulübü, aralarında anlaşarak Serie B’den ayrılmayı kararlaştırdı. Palermo kulübünün başkanı Maurizio Zamparini’nin önceki gün gazetelere yaptığı açıklamaya göre, 1946 yılından bu yana birlikte yönetilen Serie A ile Serie B, bundan böyle ayrı kuralları olan farklı iki yapı olarak İtalya futboluna hizmet etmeye devam edecek.

    Premier Lig modeli
    1992 yılında İngiltere’de Premier Lig kurulup bu düzene geçilmişti. Bu anlayış sayesinde gelişen, geliştikçe gelirleri artan lig, özellikle 2000’lerin başıyla çıkışa geçmişti. Premier Lig, prestijli bir konuma yükselip, ‘Dünyanın En Çok Takip Edilen Ligi’ olarak anılmaya başlamıştı. Bu modelden yola çıkan İtalyanlar, eski bir gazeteci olan Maurizio Beretta’yı, bu girişimi yönetmesi için görevlendirdi. Serie A’yı yönetecek yeni kurum hakkında, La Gazzetta Dello Sport gazetesine konuşan Beretta, “Yeni Lega Serie A’yı kuruyoruz. Tatmin oldum mu? Aslında hayır ama yapılması gerekiyordu” dedi.

    Tamamen duygusal!
    Bu konuda Goal.com sitesi, ayrılığın sebeplerini şöyle belirtiyor: “Bu hareketi tam olarak anlamak için beklemeliyiz ancak olay maddiyatla ilgili. Bu karara etki eden iki unsur var. Birincisi, normalde Serie A takımları, alt liglere biraz ödeme yapmak zorunda kalıyorlardı. İkinci olarak da, Serie A takımları bir karar verirken Serie B’nin oylarına ihtiyaç duymuyor. Bu da demek oluyor ki İtalya’daki futbol, giderek endüstriyelleşiyor. Bugüne kadar her takımın oy kullanma hakkı vardı. Mesela Milan, Manchester United’ı Serie A’ya çağırmak istese, en az 20 takımdan kabul alması ve en az 40 küçük takımın da 30’undan onay alması gerekecekti. Fakat artık Serie A’ya dair kararları sadece 20 takım verecek. Bunların 10 tanesi iş odaklı kulüpler ve bu sayede diğer kulüplerin de finansal olarak daha güçlenmeleri beklenebilir.”

    Tek muhalif Lecce
    Uzun süredir Serie B kulüp yöneticileri ise gelirlerin düşük olmasından şikayet ediyor. Kazançların paylaşımında adil bir bölüşüm hedefleyen ‘küçükler’ bu oluşum sayesinde söz haklarını kaybederken, hanelerine yazılacak binlerce avrodan da mahrum kalacak. Bakalım Lecce, bir efsane olarak mı anılacak? Yoksa kaybettiklerini düşünüp pişman mı olacak?

     


  • İtalya futbolu giderek daha da endüstriyelleşiyor
    By on Haziran 21, 2009 | Yorum Yok  Yorum

    İtalya Ligi Serie A’nın Lecce dışında kalan 19 kulübü, ortaklaşa aldıkları ‘tamamen duygusal’ karara göre, ligin 2010-11 sezonundan itibaren Serie B’den ayrı bir yapıya kavuşarak daha farklı bir yönetim anlayışına sahip olmasına karar verdi

    İngiltere Premier Ligi’nin ulaştığı hacmi göz önüne alarak daha yüksek bir getiriyi hedefleyen Serie A kulüp yetkilieri, ligin çıtasını yükseltmek için düğmeye bastı. İtalya Ligi Serie A’nın Lecce dışında kalan 19 kulübü, aralarında anlaşarak Serie B’den ayrılmayı kararlaştırdı. Palermo kulübünün başkanı Maurizio Zamparini’nin önceki gün gazetelere yaptığı açıklamaya göre, 1946 yılından bu yana birlikte yönetilen Serie A ile Serie B, bundan böyle ayrı kuralları olan farklı iki yapı olarak İtalya futboluna hizmet etmeye devam edecek.

    Premier Lig modeli
    1992 yılında İngiltere’de Premier Lig kurulup bu düzene geçilmişti. Bu anlayış sayesinde gelişen, geliştikçe gelirleri artan lig, özellikle 2000’lerin başıyla çıkışa geçmişti. Premier Lig, prestijli bir konuma yükselip, ‘Dünyanın En Çok Takip Edilen Ligi’ olarak anılmaya başlamıştı. Bu modelden yola çıkan İtalyanlar, eski bir gazeteci olan Maurizio Beretta’yı, bu girişimi yönetmesi için görevlendirdi. Serie A’yı yönetecek yeni kurum hakkında, La Gazzetta Dello Sport gazetesine konuşan Beretta, “Yeni Lega Serie A’yı kuruyoruz. Tatmin oldum mu? Aslında hayır ama yapılması gerekiyordu” dedi.

    Tamamen duygusal!
    Bu konuda Goal.com sitesi, ayrılığın sebeplerini şöyle belirtiyor: “Bu hareketi tam olarak anlamak için beklemeliyiz ancak olay maddiyatla ilgili. Bu karara etki eden iki unsur var. Birincisi, normalde Serie A takımları, alt liglere biraz ödeme yapmak zorunda kalıyorlardı. İkinci olarak da, Serie A takımları bir karar verirken Serie B’nin oylarına ihtiyaç duymuyor. Bu da demek oluyor ki İtalya’daki futbol, giderek endüstriyelleşiyor. Bugüne kadar her takımın oy kullanma hakkı vardı. Mesela Milan, Manchester United’ı Serie A’ya çağırmak istese, en az 20 takımdan kabul alması ve en az 40 küçük takımın da 30’undan onay alması gerekecekti. Fakat artık Serie A’ya dair kararları sadece 20 takım verecek. Bunların 10 tanesi iş odaklı kulüpler ve bu sayede diğer kulüplerin de finansal olarak daha güçlenmeleri beklenebilir.”

    Tek muhalif Lecce
    Uzun süredir Serie B kulüp yöneticileri ise gelirlerin düşük olmasından şikayet ediyor. Kazançların paylaşımında adil bir bölüşüm hedefleyen ‘küçükler’ bu oluşum sayesinde söz haklarını kaybederken, hanelerine yazılacak binlerce avrodan da mahrum kalacak. Bakalım Lecce, bir efsane olarak mı anılacak? Yoksa kaybettiklerini düşünüp pişman mı olacak?

  • Bir başka dünyanın Takımı: St. Pauli
    By on Haziran 2, 2009 | 1 Yorum1 Yorum  Yorum
    Bir başka dünyanın Takımı: St. Pauli
    Bir kulüp düşünün, 30 bin kişilik bir semtin takımı olsun, müzesinde önemli bir kupa bulunmasın, tarihinin çoğunu alt liglerde geçirsin, ama dünyanın her yerinde destekçileri olsun. İlk bakışta futbolun mantığına ters gibi görünse de, söz konusu kulüp St Pauli ise tüm bu yazdıklarımız mümkün. Almanya’nın liman kentlerinden Hamburg’da 1910 yılında kurulan St Pauli belki de dünyanın en marjinal futbol takımı. Onların ne denli sıradışı bir kitleye sahip olduklarını anlatmak için sanırız, 2007′ye kadar endüstriyel futbolun bir icadı olarak gördükleri elektronik skorborda direnmelerini ve gollerden sonra elle değiştirilen tabela skorbordlarını kullanmaya devam ettiklerini söylemek yeterli olacaktır!
    Click the image to open in full size.Halen Almanya 2. Ligi’nde mücadele eden St Pauli’yi bu denli farklı kılan şey kendisine özgü taraftar profili. Almanya’nın hemen her kulübünde Neo Nazi kökenli taraftarlara rastlanırken, dazlaklar St Pauli’nin kapısından bile geçemiyor. Zira, kulübün sempatizanlarının tamamı sol görüşlü. Hatta bu konuda anarşizme kayacak kadar da aşırı uçtalar. Bu üst kimlik, tribünlerde, ailesiyle geleni de eşcinseli de punkçısını da iş adamını da sokakta yatanı da birleştiriyor ve 90 dakikalığına her türlü farkı unutup, birlikte her şeye isyan ediyorlar.
    St Pauli taraftarının bu kemikleşmiş kimliği 80′li yılların sonunda yaşanan bir olayla iyice pekişti. Takımın kalecisi Volker Ippig, bu tarihte insani yardım amacıyla iç savaşın hüküm sürdüğü Nikaragua’ya gitti 1 yıl sonra dönünce taraftarın gözünde efsane olan kaleci takıma anarşist havayı da beraberinde taşıdı.
    1980′lerin başına kadar ortalama 1600 seyriciye maç oynayan takım, şöhretini arttırınca her maç 22 bin 500 kişilik Millerntor Stadı’nı doldurmaya başlamış. Hatta taraftarları, 2001-2002 sezonu öncesi satışa çıkarılan 10 bin kombine bileti 27 dakikada bitirecek kadar kulübe bağlı olduğunu kanıtlamış.
    Click the image to open in full size.Tribünlerindeki, Che Guevara, Marx ve Kuru Kafa posterlerinin yanı sıra m etall müzik guplarından AC/DC’nin şarkısı eşliğinde sahaya çıkan St Pauli futbolcuları, vatandaşlarımızı hedef alan Solingen Katliamı’nın ardından da Türkçe yazılmış, ‘Faşistleri siktir edin, biz hepimiz kardeşiz!’ pankartı taşımışlardı.
    İşsizin de banka müdürüyle birlikte yan yana bira içerek maç izleyebildiği St Pauli’nin bu nev-i şahsına münhasır yapısını belirleyen bir diğer faktör ise, semtin kurulu olduğu yer. Almanya’nın en büyük liman kenti Hamburg’da, denizcilerin ilk uğrak yeri olan genelevlerin bulunduğu semtten renkli bir taraftar grubu çıkmayacaktı da nereden çıkacaktı ki! Ayrıca zengin Hamburg’dan kopan ve tarih boyunca dışlanan, fakirlik ve geri kalmışlığın da etkisiyle tüm marjinal gruplara kucak açan ve Almanya’da en çok punkçıya rastlanan yerlerden biri de yine St Pauli.
    DOĞAN DURGUN

  • HEM SOLCU HEM DE FUTBOLCU !
    By on Haziran 2, 2009 | 3 Yorum3 Yorum  Yorum

    Click the image to open in full size.

    Futbolcu olmanın toplumsal gündemden uzak kalmak anlamına gelmeyebileceğini, egemen ideolojik
    sistemin kitlelere dayattığı “ne sağcı ol ne de solcu, futbolcu
    ol futbolcu” önermesini reddederek
    hem futbolcu
    hem de solcu olunabileceğini gösterdi.
    Futbolu biraz da bunları
    yüzü suyu hürmetine seviyoruz

1 ipucu