Logo Background
  • Bu Sisteme Muhalif Olmak İçin Bile “PARA” Gerek “AMA”
    By on Ocak 14, 2012 | Yorum Yok  Yorum

    Bu Sisteme Muhalif Olmak İçin Bile “PARA” Gerek “AMA”

    Bir Derginin, Var Olma Mücadelesi

    Dergimiz 1 Mayıs 2010 tarihinde yayın hayatına başladı. Aslıda dergimizin 4 yıllık bir geçmişi var. 2008 yılı Şubat ayında İstanbul Avcılarda, bir pasajın dördüncü katında, ufacık bir büroda başladı mücadelemiz. Güneş bile görmeyen 15 metre karelik harabede günlerce yapılan toplantılar ve tartışmalar sonucu meyvemiz Emektar Daktilonun kuruluş kararını aldık. Kuruluş sürecimiz boyunca bir avuç olsak da “Bir avuç insan ile ne yapılır, bu sistem kocaman biz kayboluruz” gibi düşüncelere hiçbir zaman meyil etmedik. “Hangi duvar yıkılmaz sorulan sorular doğru ise” dedik çıktık yola. İnanç ile nelerin başarabileceğini tarihimizden, gücümüzü haklılığımızdan aldık. Harabe güneş görmez büromuz emeklerimiz ile küçük ama sevimli bir yere dönüştü. Tek kuruş paramız yoktu, fakat dayanışmamız vardı ve böyle ördük yolumuzu. Yüz lira kira, Elli lira elektrik, ve su ödemek bile belimizi bükerken, Yedi Yüz lira dergi parasını bulmak bizim için imkansızdı. Henüz emekleme dönemlerinde bu parayı bulamayacağımızı anladığımız için, fotokopi usulü birinci prova sayımızı çıkartma kararı aldık. Adına prova sayısı verdiğimiz Fanzinlerimiz insanlardan yankı buldu, daktilo tıkırdamaya başladı. Mücadelemiz birkaç ay içinde farklı bir boyut kazandı, artık daktilo; panelleri, eğitim çalışmaları olan ve alanlarda kendisini gösteren tamda istediğimiz gibi “ kendini sokakta var eden” bir yapıya dönüştü.

  • Koca Bir Yıl Devrildi…
    By on Aralık 31, 2011 | Yorum Yok  Yorum

    Her yapı, dergi, otonom vs. Yeni yıl mesajları yolluyor.

    Bu mesaj o mesajlardan değil.

    “2011 BİZİM YILIMIZ OLACAK” ve türevi başlıklar ile yayınlanan mesajları neye dayanarak kaleme alırlar hep merak etmişizdir.

    Yeni yılın özelliği nedir ? Neden önceki yıl sizin yılınız olmamıştır ?

    Ajitasyon bildirisi yazacak başka konumu kalmadı, yılbaşı mesajlarında

    ajitasyon çekiyoruz.

    “Emeğin kazandığı ve sömürüsüz bir yıl dilemek” Yüzlerce yıldır ezilen işçi sınıfı için bunu dilemenin anlamı nedir ? dilemek nedir ?

    İsteriz EVET neden istemeyelim EKMEK, AŞ, ADİL bir yaşam, SÖMÜRÜSÜZ bir dünya. Ama bir noktada durup farkına varmalıyız.

    Biz, hakkımızın kavgasını vermekle yükümlüyüz. KAVGA KAVGA KAVGA bu kelimeden korkanlara inat KAVGA

    EKMEK İÇİN KAVGA

    AŞ İÇİN KAVGA

    ÖZGÜR ÜLKE İÇİN KAVGA

    YAŞADIĞIMIZ TOPRAKLARDA KÖLELİĞİMİZ SON BULANA KADAR KAVGA.

    İnsanlık tarihinden bu yana bu kavga sürüyor ve yeni bir yıl, yen bir sayfa yeni bir umut değildir. Sayfa açıldı TARİH YAZILIYOR sınıfsal bir kinle.

    İlkelerimizden taviz vermeden, üstüne ekleyerek geçen her gün bizim için kazanımdır.

    KAVGAMIZ için yumruğumuzu büyütmeye çalıştığımız şu sıralarda biliyoruz ki sizler yola çıkmaya çalışan bizlerin yanındasınız.

    Saraylar saltanatlar çöker

    kan susar birgün

    zulüm biter.

    menekşelerde açılır üstümüzde

    leylaklarda güler.

    bugünlerden geriye,

    bir yarına gidenler kalır

    bir de yarınlar için direnenler…

    Direnenlerin safında al yerini !

    EMEKTAR DAKTİLO DERGİSİ

    www.emektardaktilo.net emektardaktilo@hotmail.com

  • NEDEN İSTEMİYORUZ?
    By on Aralık 16, 2011 | Yorum Yok  Yorum

    Fırtına Vadisi üzerinde yıllar önce, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından ‘yap-işlet-devret’ modeli ile Fırtına ve Hala deresinin sularından yararlanılarak Fırtına Vadisi üzerinde kurulması planlanan Dilek-Güroluk Hidroelektrik Santrali ile başlanan oyunlar bu sefer ÇAĞLAYAN Deresi vadisinde başlanmıştır.

    Yapımı düşünülen bu 3 adet santralın yöre insanlarına fayda ve zararları ile insan ve çevre üzerindeki etkilerinin Türk ve Dünya kamuoyuna duyurulmasının gereklidir. Türkiye genelinde üretilen toplam enerjinin ancak binde 3′ünü karşılaması düşünülen santrallerin kurulmasında dere suyunun yüzde 96′sının kullanılması durumunda kalan yüzde 4′ü derelerin alüvyon yapısı nedeniyle yatakta kaybolacak, dereye akan kanalizasyonlarla birlikte çay üretimi için kullanılan gübrelerdeki atıkların yağmur suları ile yataklara akması sonucu oluşacak yosunlaşma, bataklık, sivrisinek başta olmak üzere her türlü pislik ve koku bulaşıcı hastalıklara neden olurken bölge insanının sağlığı ciddi anlamda tehdit altında kalacaktır.

  • Tutuklu Gazetecilere Özgürlük
    By on Aralık 16, 2011 | Yorum Yok  Yorum

    Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu’nun saptamasına göre 26 Kasım 2011 tarihi itibariyle Türkiye cezaevlerinde tutuklu bulunan 12’si imtiyaz sahibi ve yazı işleri müdürü 65 gazeteci ve yazarın isimlerini, görevlerini ve tutuklu bulundukları hapishaneleri; basının ve kamuoyunun, duyarlı kişi ve kurumların bilgisine sunuyoruz…

  • Emektar Daktilo Dergisi “Ankarada”
    By on Aralık 8, 2011 | Yorum Yok  Yorum


    Dergimizin satış noktaları

    Kıvılcımı İstanbuldan çaktık, İzmir ve Ankara sesimize ses kattı…

    Onuncu Köy Kitap Cafe
    Selanik Cad. 50/4 1.kat Kızılay/Ankara

    İmge Kitap Evi
    Adres: Konur sk. No: 17 Kızılay / Ankara

    Don Kişot Dinlence Evi
    Konur Sokak/Ankara

  • Kültür Endüstrisi: Kitle Hilesi Olarak Aydınlanma
    By on Ekim 14, 2011 | Yorum Yok  Yorum

    Nesnel olarak nitelenen dinin desteğinin yitimi, kapitalizm öncesi kalıntıların feshi olan sosyolojik teori, teknolojik ve sosyal farklılaşma ya da uzmanlaşmayla birlikte kültürel bir kaosa öncülük ederek her gün yanlışlanıyor; üstelik şimdi aynı etkiyi herşey üzerinde yaratıyor. Filmler, radyo ve dergiler her parçada ve bütünde hep aynı kalan bir sistem oluşturuyor! Politik karşıtların estetik aktiviteleri bile kesin olan sistemin ritmine gayretli bir itaat içerisinde…

    Otoriter ülkelerde etkileyici endüstriyel yönetim büroları ve sergi merkezleri hemen hemen birbirleriyle aynı. Uluslarararası şirketlerin dahiyane planlaması olan; her yerde boy gösteren muazzam parlaklıktaki kuleler ivme kazanmış olan serbesleşmiş girişimci sistemin dışardan görünümleri… Şimdi betondan yapılmış şehir merkezlerinin yanında daha eski evler gececekondu görünümünde ve dayanıksız yapılarıyla dağın eteklerindeki yeni evler teknik ilerlemelerinin övgüleri içerisinde bir teneke gibi kenara atılmayı bekliyor.

1 ipucu