» Makale-Deneme-Politika
-
İnsanın İnsanlıktan Çıktığı Zamanlardan Biri “Hocalı Katliamı”By Emektar Daktilo Dergisi on Şubat 26, 2012 | Yorum Yok
Yaşadığımız sistemin tarihi katliamlar tarihidir. Kâr ve hırs uğruna dünyada milyonlarca insan katledilmiştir. Sırf birileri dünyayı daha rahat yönetsin diye, bütün kaynaklara egemen olsun, servetine servet katsın diye, dünyada milyonlarca insanı katlettikleri katliamlardan sadece bir tanesidir Hocalı Katliamı. Ermeni ordusu 1992 yılının 25 Şubat gecesinde Hocalı kasabasına girer ve resmî kaynaklarına göre, 83 çocuk, 106 kadın ve 70′den fazla yaşlı dâhil olmak üzere toplam 613 sakin öldürür. Sadece öldürmekle de kalmazlar. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde cesetlerin birçoğunun yakıldığı, gözlerinin oyulduğu, başları kesildiği de görülmüştür. -
” 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü, Sulandıran Tartışmalar”By Emektar Daktilo Dergisi on Şubat 24, 2012 | Yorum Yok
Ülkemizde, yıllardır “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü” üzerinden bir tartışma yürüyor. Feministler’in başını çektiği gruplar, 8 Mart Mitingleri’ne erkeklerin alınmamasını istiyor ve diğer oluşumlar tarafından bu durum kabul edilmez olduğu için, her yıl ayrı bir miting düzenliyorlar.“8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü” yıllardır sistem tarafından,”Dünya Kadınlar Günü” adıyla evcilleştirilmeye çalışılan bir günken; bu tartışmalar da, günün özünü yok etme araçlarından biri olarak ortaya çıkıyor.” Emekçi” ibaresi bu güne anlamını verirken; “kadının erkeğe karşı mücadelesi günü” olarak ifade edilmesinin sakat mantığı, sistemin politikalarına hizmet götürüyor. Kadınların, yüzyıllardır, erkek egemen sistemin kölesi olduğu gerçeğini, erkeklere mi kapitalist düzene mi yüklememiz gerektiği sorusu’nun yanıtı açık ve nettir. Suçlu ; Sistemdir.
Emektar Daktilo Dergisi Adına
İlke Deniz -
Kültür Endüstrisi: Kitle Hilesi Olarak AydınlanmaBy Emektar Daktilo Dergisi on Ekim 14, 2011 | Yorum Yok
Nesnel olarak nitelenen dinin desteğinin yitimi, kapitalizm öncesi kalıntıların feshi olan sosyolojik teori, teknolojik ve sosyal farklılaşma ya da uzmanlaşmayla birlikte kültürel bir kaosa öncülük ederek her gün yanlışlanıyor; üstelik şimdi aynı etkiyi herşey üzerinde yaratıyor. Filmler, radyo ve dergiler her parçada ve bütünde hep aynı kalan bir sistem oluşturuyor! Politik karşıtların estetik aktiviteleri bile kesin olan sistemin ritmine gayretli bir itaat içerisinde…
Otoriter ülkelerde etkileyici endüstriyel yönetim büroları ve sergi merkezleri hemen hemen birbirleriyle aynı. Uluslarararası şirketlerin dahiyane planlaması olan; her yerde boy gösteren muazzam parlaklıktaki kuleler ivme kazanmış olan serbesleşmiş girişimci sistemin dışardan görünümleri… Şimdi betondan yapılmış şehir merkezlerinin yanında daha eski evler gececekondu görünümünde ve dayanıksız yapılarıyla dağın eteklerindeki yeni evler teknik ilerlemelerinin övgüleri içerisinde bir teneke gibi kenara atılmayı bekliyor.
-
BUGÜNDEN YARINA : ŞİKEBy Emektar Daktilo Dergisi on Temmuz 13, 2011 | Yorum Yok
Futbol dünyasında patlak veren şike iddiası her an yeni bilgilerle kafa karıştırmaya devam ediyor. Aynı zamanda süreci Fenerbahçe’nin küme düşüp/düşmeyeceği üzerinden okunması da.Elli üzerinde kişi gözaltına alındı ve soruşturma devam ediyor. Gözaltına alınan isimlerden Giresunspor Kulübü eski Başkanı Olgun Aydın Peker, Sivasspor Kulübü Başkanı Mecnun Odyakmaz ve Bülent Uygun, 2004 yılındaki Sedat Peker ve ekibine yönelik Kelebek Operasyonu kapsamında da gözaltına alınarak yargılanan isimlerdi. Sadece bu bile bize durumun başka boyutları olduğunu gösteriyor.
Türkiye’de bu süreç ilk kez yaşanmıyor. Daha önce de birçok kez iddialar ortaya atılmış ama genelde üzeri örtülerek unutturulmuştu (Akçaabat sebat- kayseri maçını ve sonrasında meclisteki komisyon raporunu hatırlayalım). Şimdi boyutları daha büyük görünüyor ve etkilerinin de büyük olacağının düşünülmesiyle birlikte, geçmişten bağımsız, sadece bu sezona ait bir durummuş gibi algılanmasına neden oluyor.
-
Kapitalizm ve ÇevreBy Emektar Daktilo Dergisi on Nisan 19, 2011 | Yorum Yok
Çevreyi kirleten tekelci sermaye, üretim eylemlerinden doğan atıklarını kendi girişimleri ve devletlerinin aracılığıyla Üçüncü Dünya ülkelerinin topraklarına ve denizlerine bırakıyor. Bu yönlendirme işi gene aynı çevrelerin uluslararası bir uygulama örgütü olan Dünya Bankasının da onayını almıştır. Daha da öte, bu banka söz konusu yönlendirilişin düzenleyicisidir. Bankanın baş iktisat uzmanı 1991 sonunda gizli bir yazılı yönlendirme yönergesiyle çözümün gelişmiş ülkelerin atıklarını Üçüncü Dünya’ya götürüp bırakmaları olduğu üstünde durdu.O haftalarda gizli olan bu yazı iki ay içinde Britanya’nın ünlü haftalık dergisi Economist’in eline geçerek yayımlandı (8 Şubat 1992). Dünya ekonomisinin birinci derecedeki uygulayıcılarından olan bu önde gelen uzmanın yönergesi şöyle özetlenebilir: Üçüncü Dünya’da doğmuş ve orada oturmakta olanların yaşamları Batılılara oranla daha az değerlidir.
-
Yaşar Kemal’den Basın Özgürlüğü MektubuBy Emektar Daktilo Dergisi on Mart 30, 2011 | Yorum Yok
Basın zanaat değil sanattır, yaratıcılıktır, dirençtir. Basın hiçbir çıkarın yanında olmamalıdır, kendi çıkarı olsa bile. İşte basının özgür olması budur. Özgürlük düşüncesi sınırsızdır. Basın, dünyamızdaki pek çok kötülüğün bilinmesini, duyulmasını sağlayarak önemli savaşımlar vermiştir, kahramanlar yetiştirmiştir.Düşünceyle uğraşmak, düşünceye önem vermek baskıcı düzenlerde her insanın başını belaya sokuyor. Bugüne kadar basın şöyle bir doyasıya özgürlük yüzü göremedi. Hep baskı, hep baskı, hep satın alma… İşte bugünlere geldik. Hani eskiden bir güç vardı, ona ilerici güç diyorduk ya hepimiz karanlık bir duvarın önüne geldik başımızı son hızla vurmak üzereyiz. Yargı mekanizması adalet yerine öfke ve korku kaynağı olursa işte bir ülke böyle olur.
Zulüm aşağılık, insanlık dışı bir şeydir, ölümden de beterdir. Bilincine varınca olağanlaşır. Hepsinden beteri de insan soyunun yakasına yapışmış korkudur. Zulüm zulüm değildir aslında, zulüm korkudur.
Diyorum ki, korkulmasın, bugünkü, bu gelip geçici duruma bakıp umutsuzluğa düşmenin bir gereği yok… Bugün hapisanelerde, mahkeme kapılarında veya mahkeme kapılarına gitmeyi beklerken mesleğinin ve insanlık onurunun hakkını verenler var. Onlar ve onların hakları için omuz omuza yürüyen, sesini yükseltenler insanlığımızın daha bitmediğini, vurdumduymazlığımızın bizi öldürücü hale getirmediğini kanıtlıyorlar. İnsanoğlu umutsuzluktan umut yaratandır. Demokrasiyi yaratmak insanlığın büyük gücü olmuştur. Çok söyledim, tekrar söylüyorum. Ya demokrasi ya hiç… Ve Türkiye ‘hiç’e layık değildir. Selam olsun düşünce özgürlüğü ve insan hakları için direnen meslektaşlarıma. Selam olsun, korkunun üstüne yürüyenlere. Selam olsun insanlık toptan tükenmedikçe umudun da tükenmeyeceğini gösterenlere. İnsan soyu içinde en güzelleri, en kutsanacak olanları onlardır.
Yaşar Kemal





