-
Koca bir yıl devrildi ve yeni yıl yeni umutlarla karşınızda(bildiğiniz yeni yıl mesajlarından değil)By Emektar Daktilo Dergisi on Ocak 4, 2011 | Yorum Yok
Her yapı, dergi, otonom vs. Yeni yıl mesajları yolluyor.
Bu mesaj o mesajlardan değil.
“2011 BİZİM YILIMIZ OLACAK” ve türevi başlıklar ile yayınlanan mesajları neye dayanarak kaleme alırlar hep merak etmişizdir.
Yeni yılın özelliği nedir ? Neden önceki yıl sizin yılınız olmamıştır ?
Ajitasyon bildirisi yazacak başka konumu kalmadı, yılbaşı mesajlarında
ajitasyon çekiyoruz.
-
Bu Dayaklarda Unutulacak, Yenileri Gelecek….By Emektar Daktilo Dergisi on Aralık 13, 2010 | Yorum Yok
Birkaç gündür polisin vahşice saldırıları yoğunlaştı… Sanki ilk defa polis şiddeti öğrencilerin başlarına geliyormuşçasına herkes ayaklandı… Herkes demokrasiden bahsedip “olmamalı, demokratik bir ülkede olmamalı” gibi Türkiye de eş anlamı yargısız infazlar, göz altında kayıplar, faili meçhul ölümler, hapisler olan demokrasi kavramını hatırlatıyorlar. Bu ülkede polis şiddeti, gizli yada açık hep vardı… Şehrin arka sokaklarında afiş asan gençlere kurşun sıkan polisler, yasal bir dergiyi satarken vurulan gençler … İlle somut birkaç örnek lazımsa, Seher Şahin…. Mimar Sinan Üniversitesi öğrencisi, Şahin, okula yeni gelen öğrencilere yardımcı olmak amacı ile
Daktilo Dergisi
-
Bekir Coşkun: Öğrenciler köşe yazarı değil, kovduramazsınız!By Emektar Daktilo Dergisi on Aralık 13, 2010 | Yorum Yok
Cumhuriyet gazetesi yazarı Bekir Coşkunun “öğrenci” eylemlerine yönelik bu yazısını, iyi noktalara değinmesisebebi ile yayınlıyoruz Daktilo Dergisi
Onlar köşe yazarı değil…
Susturamazsınız…
Kovdurtamazsınız, patronları yok, patronların ihale mihale işi yok…
İkiyüzlü ve yalaka değiller…
Cumhurbaşkanı’nın uçağına binme dertleri olmaz, dolmuşa biner garibim, olmadı yürür de gider…
.
Üniversitelileri susturamazsınız…
İşadamı değil üniversiteliler…
Yatırımları ceplerindeki buruşuk yirmilik, bilemediniz elliliktir… Mülkleri bir çanta, bir yurt dolabındaki iki tişört, bir pantolon…
Diyelim ki üzerlerine vergi müfettişlerini gönderseniz, çıkamazlar o çaresizliğin, umutsuzluğun içinden, ağlayarak dönerler… •
Onları susturamazsınız… -
Konuşan Fotograflar: Irkçılığın VahşetiBy Emektar Daktilo Dergisi on Aralık 13, 2010 | 1 Yorum
Hiç olmamış gibi değil mi? Dünyanın bir yerinde bu kadar insan ölmemiş gibi. Yada bir zamanlar ol”muş” bir masal gibi. Ama değil. Üzerinden altı üstü 65 yıl geçti. O dönemi hatırlayan insanlar hala yaşıyorlar. 65 yıl önce herkes gözlerini yumdu ve insanlar öldü. IRKÇILIK yüzünden.
2010.
İnsanlar gözümüzün önünde ölüyorlar hala. Gazze’de, Afrika’da, Çin’de… Medeniyet yine aynı. Gözleri kapalı, cepleri dolu. Bir daha olmaz mı? Neden olmasın hiçbir şey değişmemişken?Bir Daktilocu…
-
Konuşan Fotograflar: Ramazanda Günah Çıkarma KampanyasıBy Emektar Daktilo Dergisi on Aralık 13, 2010 | 2 Yorum
Kaymak tabakası Tanrının bize torpil geçip bonustan sevaplar yağdırdığı bu günlerde bütün yıl et yiyemeyen -fakir- insanların neden böylesine fakir olduğunu sorgulamadan uslu uslu etlerini dağıtıp kazandığı sevaplardan sevindirik oldu. Oruç tutarken, etini paylaşırken insan açlığı anlamanın ve açlığı yok etmenin amaçlandığını unuttu da artistlik olsun diye bir kere daha besmele çekti, öbür tarafa yatırım yapmak lazım. Bir din hocamın dediği gibi hem fakirler olmasa kime zekat veriririz biz? Sonra klasikleşmiş bir demogojiyi patlatmıştı, bir elin beş parmağı bir olmaz… Mübarek adam her yıl 1.000.000-bir milyon çocuğun açlıktan ölmesini serçe parmağıyla açıklayıvermişti, ibadetlerle amacımız açlığı, yoksulluğu, eşitsizliği yok etmek değil de sevap kazanmakmış o gün onu öğrenmiştik sınıfça.Bir Daktilocu…Konuşan Fotograflar: Kitap Değil Vucut SatmakBy Emektar Daktilo Dergisi on Aralık 13, 2010 | Yorum Yok
Parfüm reklamlarındaki yarıçıplak hatunların parfümü pazarlaması için cinsellik çağrışımı yaparak dikkat çekmeye çalışmasına benzer bir pazarlama taktiğiyle, kendisine Türk Solu adını veren grup, Tüyap’ta mini eteklerle kitap sattı. Hem de Atatürk, Deniz Gezmiş ve Ernesto Che Guevara’nın resimlerinin altında!! Bu hatun kişileri resimde göremiyorsunuz çünkü hedefledikleri gibi dikkati çekmeyi başarmışlar. Ulusal sol gibi bir saçmalığı temsil etmeleri bir yana (solun Türk’ü, Kürt’ü yada Ugandalı’sı falan olmaz çünkü…) ellerinde satmaya çalıştıkları şeyin içini açıp biraz okuma zahmetine katlansalardı, kitap dediğimiz şeyin topuklu ayakkabıdan bir farkı olduğunu ve kıçlarıyla değil kafalarıyla insanlara ulaşması gerektiğini anlarlardı. Reziller…
Bir Daktilocu…







